O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hâlâ iman etmeyecekler mi? - 21.Enbiya 30.
İddiaya göre yukarıda, Enbiya Suresi’nde geçen “gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık” ifadesi Big-Bang’e(Büyük Patlama’ya) işaret etmektedir. İddia sahipleri, “bunun bir mucize olduğunu” ileri sürmektedir.

Big-Bang ve Evrenin Genişlemesi
Bizim burada tartışacağımız konu ise; “bu durum hakikatten de böyle midir?”: İsterseniz, yerin ve göğün yaradılışıyla ilgili olan diğer ayetlere de bakalım:
41. Fussilet Suresi 9-12. Ayetler:
De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir. O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.
Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yere: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de “İsteyerek geldik” dediler.
Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.
Yukarıdaki ayetlerden anlaşılan, Kuran’a göre ilk önce yer yaratılmış, daha sonra gök yaratılmıştır. Konuyla ilgili ayetlerde geçen, “sonra göğe yöneldi” ifadesinden “ilk önce yerin, daha sonra göğün yaratıldığı” anlamı çıkmaktadır. Kısaca, iddia sahiplerinin; “Big-Bang Kuran’da vardır” gibi bir tez sunmaları temelsizdir. Diğer bir açıdan baktığımızda; konuyla ilgili ayetlerde, hem bilimsel açıdan, hem de kitabın içeriği açısından çelişkiler bulunmaktadır.
Öncelikle İbrahimi Dinlere göre yaradılış altı gün olmuştur. Ve bu konu, Kuran’daki şu ayetlerde açık bir biçimde belirtilmektedir:
11. Hud Suresi 7. Ayet:
“O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O’nun arşı da su üzerinde idi…”
25. Furkan Suresi 59. Ayet:
“Gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yaratıp sonra arş üzerinde egemenlik kuran O’dur. Rahman’dır O. Haberdar olana sor O’nu.”
Ancak, Fussilet Suresi’nin 9-12. Ayetleri’ne baktığımızda; yerin 2 günde, azıkların 4 günde, göğün ise 2 günde yaratıldığı belirtilmektedir. Bunu hesapladığımızda(2+4+2) da çıkan sonuç 8′dir. (6 değildir)
Öte yandan yukarıda belirttiğim gibi; yaradılış ile ilgili ayetlerde hem bilimsel ve mantıksal açıdan çelişkiler, hem de ayetler arası çelişkiler bulunmaktadır. Bunlar daha ayetleri ilk okuduğumuz anda bile göze çarpmaktadır:
1- Fussilet 9-12.’de, açık bir biçimde yerin ilk yaratıldığı anlatılırken, Hud 7 ve Furkan 25′te ilk önce göğün yaratıldığı vurgusu yapılmaktadır. Dolayısıyla da burada bir çelişki çıkmaktadır.
2- Hud Suresi 7′ye göre yaratılış başlamadan önce su vardır ve Tanrı bunun üzerindedir. Ama düşünüldüğünde bilimsel açıdan böyle bir şey asla ve asla mümkün değildir. Böyle bir teoriye sebep olan şey ise Tevrat’ta geçen şu ifadelerdir:
Tevrat.Yaradılış.1: 2: Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
3- Fussilet Suresi 9-12′ye göre; yer 2 günde, yiyecekler(azıklar) 4 günde ancak, tüm evren(galaksiler, sistemler, yıldızlar, gezegenler vs.) 2 günde yaratılmıştır. Hepimizin anladığı gibi, bunda mantıksal açıdan bir takım problemler barınmaktadır. (Dünya, dağ ve yiyeceklerle birlikte 6 günde yaratılırken, kos kocaman evren 2 günde yaratılmıştır.)
Öte yandan; diğer bir görüşe göre ise yukarıdaki “7 gök” ifadesi, atmosferin 7 katmanına işaret etmektedir. Ama atmosfer genel anlamda 7 değil, 5 katmandır(Troposfer-Stratosfer-Mezosfer-Termosfer-Ekzosfer).
Ancak, yine de bu konu kaynaklara göre farklılık göstermektedir. Kimi kaynaklar; Mezosfer’in Ozonosfer ve Kemosfer adlı iki ara katmanını içine katarak, “atmosfer katmanının 7 olduğu” yönünde bilgiler de vermektedir.
Peki, hakikatten de Kuran’da geçen “7 gök” ifadesi amosfer katmanlarına mı işaret etmektedir?: Sanırım bunu öğrenmek için de konuyla ilgili ayetlere bakmak yeterli olacaktır:
Fussilet Suresi 12: Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle(yıldızlarla) donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.
MÜLK SURESİ 5: Andolsun ki biz, (Dünya’ya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Yukarıdaki ayetlerde geçen “Dünya’ya en yakın göğü yıldızlarla donattık” tarzı ifadeler; “7 göğün Atmosfer katmanı olduğu” iddiasına terstir. Çünkü buna göre yıldızların atmosferin birinci katmanında bulunması gerekirdi.
Dahası, Fussilet 9-12′ye tekrar bir göz gezdiğimizde -eğer 7 kat ifadesi atmosfer ise- dağlar, atmosferden önce oluşmuştur. Ancak, bu tip olayların da günümüz bilimine göre mümkün olamayacağından dolayı; “atmosfer katmanı” iddiası temelsiz bir fikir olarak gün yüzüne çıkmaktadır. (Dağlar, atmosferin oluşumundan sonra olmuştur. Aynı zamanda Mülk 5′te geçen “yıldızları atış taneleri yaptık” ifadesi de; yıldızların o zamanlar çok küçük zannedildiğinin göstergesidir)
Peki, öyle ise bu “7 gök” ifadesinin temeli nedir? Bu konuyu daha önce Şüpheci Melek de şu yazısında işlemişti. Yazıdan altıntı yapmakta fayda var(tekrar uğraşmaya gerek yok sanırım
) :
Galileo ve Kopernik’e kadar Evren’in merkezi olarak Dünya düşünülüyordu. Geo-merkezcilik olarak bilinen bu modelde Dünya ortadadır ve Güneş ve diğer gezegenler ve Ay Dünya’nın çevresinde dolaşmaktadır. İşin ilginç yanı, Dünya’nın etrafında dolaşan bu parlak nesnelerin Pagan dinlerinde tanrılarla eşleştirilmiş olmasıdır.

Dünya Merkezli Evren Modeli
Bu modelde görülebilen parlak cisimler sırasıyla Ay – Merkür -Venüs- Güneş – Mars – Jüpiter ve Satürn’dür ve şekildeki gibi hepsi kendi kürelerinde belli yollarda dolaşan tanrılar olarak düşünülmüşlerdir. Bu küreler de gökyüzündeki 7 kat fikrinin çıkış noktasıdır. Haftanın günleri de bu 7 tanrıdan gelmektedir.
Cumartesi (haftanın ilk günü) : Satürn’ün günü Dies Saturni (Saturday buradan delir)
Pazar : Güneşin günü : Dies Solis – (İng. Sunday)
Pazartesi : Ay günü, Dies Lunae – (İng. Monday, Fr. Lundi, İsp. Lunes..)
Salı : Mars günü – Dies Martis – (Fr. Mardi)
Çarşamba : Merkür günü – Dies Mercurii – (Fr. Mercredi)
Perşembe : Jüpiter günü – Dies Jovis – (Fr. Jeudi)
Cuma : Venüs günü – Dies Veneris – (Fr. Vendredi)
Bu fikir daha sonra Yahudiliğe girmiştir ve sonrasında da İncil’de de izleri görülebilmektedir :
İncilden :
2. Korintliler 12:2 “On dört yıl önce alınıp üçüncü göğe götürülmüş bir Mesih izleyicisi tanıyorum. Bu, bedensel olarak mı, yoksa beden dışında mı oldu, bilmiyorum, Tanrı bilir.
Yahudilikte’de 7 gök Yahudi Midrash‘ında karşımıza çıkar :
When Adam sinned, the Shechinah departed to the First Heaven. The sin of Kayin forced it to the Second Heaven; the Generation of Enosh to the Third; the generation of the Flood to the Fourth; The generation of the Dispersion to the Fifth; Sodomites, to the Sixth; Egypt of Avraham’s day, to the Seventh. (Bereishis Rabbah 19:7)
Yani:
Adem günah işlediğinde Shechinah birinci göğe gitti. Kayin’in günahı onu 2. göğe gitmeye zorladı. Enosh’un nesli 3., Sel nesli 4., Dağılmanın olduğu nesil 5., Sodomlular 6. ve İbrahim zamanında Mısır’da bulunanlar 7.ye ..
Yahudilik’te 7 rakamıyla sembolize edilen çok şey vardır: 7 günde yaratılış (dinlenme günü dahil); Jericho kuşatması sırasında 7 kere şehrin etrafını dolaşma; Kudüs tapınağındaki 7 kollu mumluk; Mısır’daki 7 salgın hastalık; 7 yıldız; 7 trompet; 7 dağ; 7 kral…
Sonuç olarak; gerek iddia edilen mucizeler geçersizdir, gerekse de Kuran’ın Tanrı sözü olduğu iddiası temelsizdir.
konuya cografik ve sosyolojik acidan yaklasirsak eger enbiya suresinde yer alan bitisik yer ve gok kavramlari ve onlarin birbirinden ayrilmasi hadisesi farkli anlamlara da gelebilir pekala. gunumuze kadar gelen kutsal metinlerin birbirinden etkilendigini ve birbirini referans gosterdigini biliyoruz. butun hersey kutsal olmaya baslamadan evvel belki de hersey yeryuzundeydi. tanrilar krallar, melekler saray gorevlileri, halklar da meslekleriyle veya kendilerine bicilen rollerin isimleriyle anilan kisilerdi. surede bahsedilen “yer” mezopotamyanin guneyi, “gok” ise kuzeyi ise gokte oturan kral guney topraklarında yani “yer”deki insanlara gorevler vermis olmalidir. yani burda alt bir kast olusturulmus gorunuyor. o halde bu duzenlemenin iki veya dort gun surmesi de anlasilmis oluyor.
gelelim fussilet suresine.farkli bir okumayla yere yerlestirilen “dag”larin buyuk olasilikla tapinaklar oldugunu dusunuyorum. bu tapinaklari sonrasinda kutsal kilacak olan da belki oncesinde ambar olarak kullanilmalariydi. kitlikla basetmek isteyen insanlarin ertesi sene gerceklesmesi olasi bir felakete karsi hazirliklari depolaniyordu. bu da o “dag” denen yapilari onemli kiliyordu ilk zamanlar. zaten surenin devaminda “Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti” denmesi bunu acikliyor olabilir.
Hud ve Furkan surelerinde bahsedilen tanrinin gokte ikame etmesi kralin kuzeyde kaldigini gosteriyordur belki.
Eger dusundugum gibiyse o halde Tevrat’ın “Yaradilis”inda bahsedilen yer ve gogun yaratılmasi oncesinde tanrinin ruhunun sular ustunde dalgalanmasi bir parca bilimsellik kazanmis oluyor. en azindan “bilimsel olarak boyle birsey asla ve asla mumkun degildir” demeden once ustunde dusunmege hak kazaniyor.
meleklerle ilgili aklima gelmisken eklemek istedigim birsey daha var.
birbirinden farkli ve onemli gorevleri olan bazi kimselerin siradan insanlarin ustunde yer almalari en azindan dokunulmaz olmalari veya daha fazla haka sahip olmalari bir kast sisteminde hatta gunumuzde bile dogal karsilaniyorsa, bir sure sonra degisen yapiya ragmen zihinlerde korunacak ve gunumuzdeki haliyle melekler haline geleceklerdir. sayilari 4 veya 5 olsun hicbirinin gorevi akilalmaz gorevler degildir. sur denen dudugu veya boruyu calan melek bir toren cagrisinda bulunuyor olabilir. vahiy getiren melek toplum yoneticilerine haber getiren haberci, topluma refah getiren ve maddeleri hareket ettiren melek pekala ekonomi ile ilgili kararları alan/uygulayan kimse olabilir. belki de olum melegi gercekte eski toplumlarda infazla gorevlidir. belki de insan sekline burunmeleri siradan insan gibi giyinmeleri manasindadir, kimbilir?
dedigim gibi farkli okumalarla her aktarilmis bilgi bambaska sekillerde yorumlanabilir. kanimca kuran’ı veya eski ahit’i bilimsel olarak degerlendirmek icin gerekli bir altyapi olusturulmaz ise savunuculari da inkarcilari da buyuk bir yanilgiya duserler.
tyman;
Ne kadar da fantastiksiniz.Ayağı yere basan yorumlar yapmanız dileğiyle.