Argumentum ad Verecundiam diye telaffuz ettiğimiz latince terim, Türkçe’deki “otoriye dayalı olan argüman”ın karşılığı olarak bilinir.
Bu argüman, daha öncesinde hakkında yazıdığım Argumentum ad Hominem‘e çok benzese de, aslında bunun tam tersidir. Ancak, ikisinin bir ortak bir özelliği vardır: İkisi de mantıksal safsatadır.
Olayı örneklemek gerekirse: Y kişisi, bir konuda kendisine karşıt görüşlü olan X kişisi ile tartışırmaktadır. Y kişisi, X kişinin iddiasını zayıflatmak ya da daha doğru bir tanım olarak, kendi iddiasını güçlendirmek için, tartıştığı konunun uzmanı olmuş birisinin söylediği bir şeyi karşı tarafa argüman olarak sunar. Bunu da uzman kişiden aldığı için %100 doğru olarak kabul eder. İşte tam da bu durumda Y kişisinin yaptığı şey, ad Verecundiam safsatasıdır.
Ancak, bu konuda bir takım şeyleri belirtmemde fayda var: İnsanlar her konuda uzmanlaşmış olamayacağı için, uzmanlaşamadığı konuda uzman olan kişileri referans alırlar. Uzmanlaşamadığı konu hakkındaki meraklarını, uzmanlaşmış olan kişilerden gidermeye çalışırlar. Bu da gayet mantıklı ve güzel bir davranıştır.
Ancak, uzmanından aldığı bilgiyi, sağlamasını yapmadan “%100 doğrudur” diye kabul ederse, işte burada ad Verecundiam safsatasını yapmış olur…
Ad Hominem ile arasında bulunan fark ise şudur: Ad Hominem’de iddiayı sunan kişinin iddiasını çürütmek için, sunulan iddia bırakılıp, iddiayı sunan kişi veya otorite hedef alınır. Ama, Ad Verecundiam’da önceden kabul görmüş kişi veya otoriteden gelen bilgiler sağlaması yapılmadan, %100 doğru olarak kabul edilir.