İslam’a yönelik en çok yapılan eleştirilerden biri de kölelik konusudur. Çünkü, gerek İslam’ın kutsal kitabı olan Kuran, gerekse bu dinin kurucusu Muhammed, zaman zaman kölelerin azat edilmesini önermiş, bu yolun iyi olmasından bahsetmiş, ancak köleliğe hiçbir zaman karşı gelmemiştir.
Öte yandan, bazı İslami kesimler, ‘Muhammed’in, köleliği, “birden kaldırmak” işinin zor olması nedeniyle, “zamanla, yavaş yavaş kaldırmayı” tercih ettiğini, ancak buna ömrünün yetmediğini’ iddia ederler. Fakat bu sefer de, burada bulunan çelişkiyi göz ardı ederler.
Çelişki diyorum: Çünkü, her şeyi gücü yeten, her şeyin en iyisini düşündüğü iddia edilen bir varlık olan Allah’ın, böyle öncelikli bir konuyu pas geçip elçisini erken yaşta öldürmesi büyük bir çelişkidir. Eğer ki Muhammed, köleliği yavaş yavaş kaldırmak düşüncesine sahiptiyse, her şeyi gücü yeten, her şeyin en iyisini düşünen Allah, O’na daha fazla zaman verebilir, daha fazla yaşatabilirdi.

Olaya başka açıdan bakacak olursak; hakikatten de “köleliği kaldırmak” bu kadar zor muydu? İnceleyelim:
A-Öncelikle Allah için zor bir konu olamaz. İslam inancına göre O, her şeye gücü yetendir.
B-Öte yandan Muhammed, hangi kanunları birden kaldırmış, değiştirmiş veya eklemişti? :
1- Tanrı: Muhammed’in değiştirdiği en önemli şey Tanrı’dır. İslam öncesinde Mekke’de yüzlerce put vardı. Muhammed bunları ortadan kaldırarak Arap toplumunu, sureti düşünülemez ve dolayısıyla resmedilemez olan tek Tanrı’ya yöneltti. İslam’ı putperestlikten kurtararak, “modern ve sade putperestliğe” çevirdi. Daha öncesinde, yüzlerceyi bulan putların sayıları bir anda; Kabe, Hacer-ül Esved gibi 2-3 taneye, yani parmakla sayılabilecek kadar aza indi.

Bir Müslüman'ın Hacer-ul Esved'e olan saygısı
2- Din: Birinci maddenin devamı olarak; Putlar kalktı, Tanrı değişti, dolayısıyla din de değişti.
3- İbadetler ve Kıble: Bu da birinci ve ikinci maddenin devamı. Tanrı ve din değişti, kıble de değişti. Ki kıble bir kez de değişmedi: Önce Kâbe’ye, sonra Yahudilik’in kutsal şehri olan Kudüs’e, daha sonra tekrar Kâbe’ye çevrildi. Hatta bununla ilgili ayet bile var:
2. Bakara Suresi 142. Ayet:
İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.
(Tabi ahlakı en iyi bildiği iddia edilen varlığın, düşünmekte haklı olan insanlara “beyinsizler” diye hitap etmesi ap ayrı bir konu. Dahası, her şeyi bilen varlık olan Allah’ın kıble konusunda bu kadar çelişkili davranması da ap ayrı bir vaka.)
4- Evlatlığı gerçek evlat sayma kültürü: Muhammed’in, Allah’ın emri olduğunu iddia ederek, İslam öncesi Arap toplumunda var olan ve son derece güzel bir kültür
olan “evlatlığı gerçek evlat sayma kültürü”nü yok ettiğini, bununla da kalmayıp Zeynep’i evlatlığı Zeyd’den boşatıp onunla evlendiğini biliyoruz.
Muhammed, şu ayetlerle “evlatlığı gerçek evlat sayma kültürü”nü ortadan kaldırmış:
33.Ahzab Suresi 5-6. Ayetler:
Onları (evlât edindiklerinizi) öz babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. O’nun eşleri de, müminlerin anasıdır. Akraba olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap’ta yazılı bulunmaktadır.
Şu ayetlerle de, Zeynep’i evlatlığı Zeyd’den boşatıp, yani yuvalarını yıkıp, O’nunla evlenmiştir:
33.Ahzab Suresi 36-40. Ayetler:
(Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
Allah’ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber’e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah’ın âdeti böyle idi. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir. O peygamberler ki Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
(Tabi, Ahzab.40’ta “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir” denilirken, Ahzab 6’da “Peygamberin eşleri, müminlerin anasıdır” deniyor, o ayrı
)
Görüldüğü üzere Muhammed, kölelik kurumundan çok daha zor olan şeyleri değiştirmiş, eksiltmiş, eklemiş ve hatta ortadan da kaldırmıştır. Dolayısıyla da köleliği “yavaş yavaş kaldırmayı” tercih ettiğini iddia etmek de yanlıştır.
Kölelik, peygamber zamanında tam anlamıyla, sistemli bir biçimde uygulanmıştır. Köleler, –peygamber tarafından da- kullanılmış, kimi zaman pazarlarda satılmış, kimi zaman da savaşta müminlerin ellerine esir olarak geçen –ve genellikle kocası ve evlatları öldürülmüş- dişi köleler de (cariyeler) de eğlence ve seks aracı olarak kullanılmıştır.

Osmanlı'da harem
2.BAKARA SURESİ-178: Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi…,… öldürülür.
BAKARA SURESİ-221: Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından -müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten -o hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır…
4.NİSA SURESİ-25: İnanmış hür kadınları nikâhlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlarından biriyle evlensin…Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır…
NİSA SURESİ-3: Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin…
NİSA SURESİ-24: Harpte elinize geçmiş kadınlar(cariyeler) hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı…
16. NAHL SURESİ-75: Allah şunu örnek olarak getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu? Bütün hamd, Allah’a mahsustur, fakat çokları bilmezler.
23. MÜ’MİNÛN SURESİ 5-6: Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.
AHZAB SURESİ-50 : Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: … Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi…, …Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber’e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu…
Sonsuz merhamet, eşitlik ve hoşgörü sahibi olduğu iddia edilen bir varlık, kendi sözü olan Nahl-75’te kendi yüceliğini kanıtlamak için, köleyle, özgür birisini kıyaslamakta ve “bunlar hiç eşit olur mu?” deyip bununla adeta övünmektedir. Savaşta kocası ve evlatları bile öldürülen kadınları, Peygamberine ve kendisine inananlara helal kılmakta, Peygamberine verdiği köle kadınları “ganimet” olarak nitelendirmektedir.

Sonuç olarak; İslam’ın kendisini köleliğe karşı savunabilmesi için, köleliği daha baştan kaldırmış olması gerekirdi. İnsanlığa, barış, şefkat, huzur, merhamet vs. getirmek için geldiği iddia edilen bir kurumun, böylesine öncelikli bir konuda durması gerekirken, “evlatlığı gerçek evlat sayma kültürü”nü ortadan kaldırmak, “evlatlığını boşattığı bir kişiyi Peygamberiyle evlendirmek”, “Peygamberinin ve kendisinin yolundan gidenlerin cinsel hayatı” vb. konularla ilgilenmesi oldukça düşündürücüdür. Bu yüzden, Kuran’ın ilahi bir söz olduğu iddiası bir kez daha gözden geçirilmelidir.
EY TÜRK AYDINLARI ,SİZLER ADINA ALLAH’TAN UTANIYORUM.
İster sağcı, ister solcu isterse, konumuz ne olursa olsun, hepiniz adına, Allah’tan utanıyorum, utanıyorum, utanıyorum..Ve sizler adına Allah’tan af diliyorum. Eğer şartlarımı tarafınızdan kabul edilirse: Aklın, ilmin, inancın, evrensel değerlerin ve Tanrısal ahlakın ışığında, kutsal diye sarıldığınız: Elle tutulan, gözle bilimsel olara kanıtlanan utancımın yedi kaynağını sizlere armağanım olarak sunabilirim.. Eğer sunamazsam: Şerefim ve namusum üzerine siz veriyorum. Teker, teker ve doya, doya yüzüme tükürmeniz için: İstediğiniz yerde ve istediğiniz süreyle, eski bir asker olarak hazır olda bekleyeceğim. Ya kanıtlarsam,? Saygılarımla.
EY KADINLARIMIZ, ATATÜRK’E ŞÜKRAN BORCUNUZ YOK MU?
EY KADINLAR SİZLERİN ALLAH KATINDA NE GÜNAHINIZ VAR Kİ:
“ Allah’ın, kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı,erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar gönülden boyun eğerler. Ve Allah’ın korumalarını emir ettiğini kocalarının bulunmadığı zamanda koruyanlardır.( Buraya dikkat) Serkeş kadınlara öğüt ve verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa, aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir. Büyüktür (Kur’â )
- İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir. Biri unutursa diğeri
hatırlasın.(
– Mirasta, kadına bir , erkeğe ikidir,(Kur’â). . –
Kadınlar sizlerin tarlasıdır. Dilediğiniz yerden girin.(Kur’ân)
- Kadın, alken ve dinen noksan yaratılmıştır. ( Hadis)
- ‘Herkes öteki dünyada dirilecek.” ( Kur’ân) “Her kes öteki dünyada dirilecek, ayaklarına, bacaklarına, kollarına, kalbin eve erkeklik uzuvlarına sahip olacaklardır’( Ana kitap) . Bakın öteki dünyada cinsel yönden bile kadına bir şey yok. Ama erkeğe erkeklik uzvu bile armağan olarak sunuluyor.
Ey kadınlar, Allah’ın sizler için, böyle buyruklar verdiğine inanan yor musunuz? Yanıtınız evetse, peki Allah katında günahız ne? Yanıtınız hayırsa, peki neden sizleri bu gözle görenlere hesap sormuyorsunuz? Sizleri bu aşağılanmadan kurtaran Atatürk’e bir minnet ve şükran borcunuz yok mu?Merak ediyorum. Türban için devlete baş kaldıran kızlarımız yukarıda ki ayetleri okumuyorlar mı? Diyanet Başkanlığına bunları sordum. Bana” Akıl dengen bozuk. Allah sana acısın yanıtını verdiler” Allah katında , bunları İmam Hatip okullarında okutmak mı ? Yoksa kaldırmak mı günah? Allah, kadınlarımıza, aydınlarımıza ve Ulemamıza , akıl ve şifalar versin. İşte dinin kadınlarımıza sunduğu armağanlar. Alın, tepe, tepe kullanın.
DİYANET GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL CEVAP VERMİŞ ALLAH SİZİ AFFETSİN!!!NEDEN HERZAMAN BAKTIĞINIZ GÖZLE DEĞİL DE FARKLI BİR GÖZLE GÖRMEYİ DENEMİYORSUNUZ????..BENCE ONU DENEYİN O YAZDIKLARINIZIN GERÇEKTE NE DEMEK İSTEDİĞİNİ DAHA İYİ ANLAYABİLECEKSİNİZ…
TÜRKİYE’DE SOL NE ZAMAN İKTİDARA GELİR?
Kuran’ı: yedi kez okuyup elle tutulan, gözle görülen ve bilimsel olarak yedi uyarsını idrak edip, Korkmadan, usanmadan, koltuk sevdasına kapılmadan ve Atatürk devrimlerinden taviz vermeden, aşağıdaki soruları halka sorup yanıtını aldığı zaman.
Ey dindar kardeşim. Bende Allah’a inanıyorum. Sizde. Peki aramızdaki tepişme neden? Ben diyorum ki, benim inancım, aklım ve ilahi ahlakım, aşağıdaki buyrukların Allah tarafından gönderildiğini kabullenmiyor. Aynı sorumu size yönetiyor ve soruyorum.
ALLAH: 50000 sene, bir güne, eşdeğerdir der mi? Kullarına beddua eder mi? Kadınları dövün, iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir, mirasta kadına bir, erkeğe iki, erkekler kadınlardan üstündür, çünkü kazançlarıyla onları yaşatıyorlar der mi? Kullarına beddua eder mi?. Kullarına hayvan der mi? Kırk yaşına gelince bana yönelin söyler mi?. Kafirlerin kökünü kesin der mi? Dağlara, taşlara atlara yemin eder mi? .Kutsal aylar çıkınca puta tapanları öldürün, buyruğunu verir mi?. Bir insana şu kadını sana nikahladım der mi?. Hikaye anlatır mı? Bir insanla konuşur mu? Bir insanla güreşip ona yenilir mi?. Bir insanla oturup oğlak yer mi? Büyücülük yapar mı? Önce senin dinin sana, benim dinim bana, bir süre sonra kim İslâm’dan başka bir dine yönelirse onun ki kabul edilmeyecek der mi? Ganimetlerin yarsı senin, yarsı Allah’ındır, söyler mi? Beşerin yedi kitabından alıntılar alıp, işte sizlere kitabım der mi? Beşere ait, 500 rakımını 100 ile çarpıp 50000 rakamına kadar varan yalanı bizlere kendi mesajı olarak sunar mı? .Benim yolum için, ölün, öldürün sizleri cennete koyacağım der mi? Bu dünyada şarabı yasak edip, öteki dünyada, şarap ırmakları akıtır mı?. İnsana ölüleri diriltme yetkisi verir mi? .Şeytan haklı çıktı söyler mi?. .Zina yapan kadınlar için,üç değil dört tanık getirin der mi?.Sunduğu dinin mensuplarına, bunca acılar, ayrımlar, yıkımlar ve kaoslar yaşatır mı? Her gün sizlere bakire sunacağım der mi? Her iki dünyada da tüm nimetleri erkelere, belaları kadınlara sunar mı?.Sağcıya ödül, solcuya ceza keser mi?.Dinler yüzünden bizlere bunca acılar yaşatır mı? .Bizlere binlerce çelişkiler yumağı sunar mı? Beşere ait kitapları tahrif edip, bizlere kitabım diye takdim eder mi? Ben dilemedikçe kimse iman edemez der mi?.İzinim olmadan Şeytan kimseye zarar vermez söyler mi? Ana kitap onun katında der mi? Zaman ve mekana göre tavır alır mı?.Kullarına, aşağılık der mi? İnsana, Kadınılar sizlerin tarlanızdır,dilediğiniz yerden girin der mi? Beşerin, 18 250000 güne kadar varan günahını, kendi mesajı olarak bizlere sunar mı? Bir insan 930 yıl yaşadı der mi? Allah, kuluna salât eder mi? Ey iki kadın, Peygamber hakkında dedikodu yapmayın aksi halde sizleri… söyler mi? Tevrat ve İncil nurdur onlara uyun der mi? Şeytan haklı çıktı, kullarımın çoğunu yoldan çıkardı söyler mi? Dişe diş göze, göz, tecavüze tecavüz söyler mi? Ben dilemedikçe kimse iman edemez der mi? Onlar sırtlarına kitap yüklenmiş Merkep gibidirler söyler mi? Güneşin batıya kaymasından gecenin karamasına kadar namaz kılın. Birde sabaha yakın namaz kılın der mi? Gündüzün iki ucunda, birde sabah vakti namaz kılın. Akşamlarken, sabahlarken, öğle ve ikindi vakti namaz kılın der mi? Nerede beş vakit namaz? Bu kadar çelişkiye düşer mi? Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun der mi? Sizleri yarattım, sonra aşağıların aşağısı kıldım der mi? Hibe istemeyen kadınları sana helal, diğerlerine ise haram kıldım söyler mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz der mi? Onlar Kuran’ı, parça, parça ettiler söyler mi? Hırsızlık yapanların ellerini kesin. Faiz yenleri öteki dünyaya bırakın, buyruğunu verir mi? 40 yaşına gelince bana yönelin der mi?, Meleklerle birlikte Peygamber’e salat ettiğini söyler mi? Sizleri çamurdan, kandan, sudan, meniden tuğladan yarattım. Sizleri ot gibi yerden yetiştirdim söyler mi?Allah, Hıristiyanların kökünü kesin der mi? Allah’ın indirdiğiyle hüküm etmeyenler kâfirdir der mi? Kullarıyla sözleşme yapar mı? Evlatlıklarınız eşlerinden ayrılınca onlarla evlenmenizde sizler için bir sakınca yoktur söyler mi? Ey Peygamber, evlatlığının eşini sana hela, ama sinin eşini evlatlığına haram kıldım .der mi? Kuran, Tevrat gibidir söyler mi? Yazmaya devam edersem, daha yüz binlerce..Tüm bu buyruklar, kutsal diye sarıldığınız kitaplarda var. Yani kutsal kitaplara göre Allah bu buyruklar göndermiş ve bizzat icra etmiştir. Yoksa gelin doya, doya yüzüme tükürün. Ya varsa?Allah, yar ve yardımcınız olsun.
Ey dindar kardeşlerim., Allah’ın huzurunda soruyorum, Sizin aklınız, inancınız ve ilahi ahlakınız yukarıda sorduğum buyrukların Allah tarafından gönderildiğini kabulleniyorum mu? Merak ediyorum. Var olduğuna inandığınız ve durmadan dem vurduğunuz ahret dünyasında, yukarıdaki sorular sorulduğu zaman Allah’a ne yanıtlar vereceksiniz? İlgilerinize ve bilgilerinize saygılarımla.