• Ana Sayfa
  • About

Şüpheli Kanı

Hayatta risk alacaksın, risk almazsan "acaba"larla kalırsın! -Blog sahibi Kanı

Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar
« Agnostik.org’da Yazımı Tartışıyorlar
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Kuran »

Tanrı Nedir?

Ocak 6, 2010 Geliştirici: Şüpheli Kanı

Bundan bir önceki post’umu inceleyenler, gördüler: O yazımda, agnostik.org’da paylaşılan bir yazıma karşı argümanlar sunmuş olan “Cernomirdin” nickli “Deist” görüşlü bir yaratılışçının yazıma karşı sunduğu argümanlara cevap veriyordum.

Aslında kendi görüş hanesinde “Deist” yazmasına rağmen, kendisini “Hristiyan” zannetmiştim. Zira bunun için haklı bir nedenlerim vardı; kendisi bir dine mensupmuş gibi davranıyor, yorumlarının altında İncil’den ifadeler bulunuyor, “evrim gerçek olsa idi” gibi cümleler sarf ediyordu.

Ama kendisine, konuyu bloguma taşıdığımı bildirdiğim vakit, bana “ Hristiyan olmadığını” bildirdi. Zaten de yazıma başlarken, her ihtimale karşı “yanlış anlamadıysam” ifadesini eklemiştim. Bana “Hristiyan olmadığını” bildirdiği vakit, 1 Ocak 2010 tarihinde de, yazıma gereken eklemeyi yapmıştım.

Ancak, benim burada üzerinde duracağım konular bunlar değil elbette. Benim bu yazıyı post etmemin asıl sebebi; Cernomirdin’in bir ricasını yerine getirmek. Kendisi bana, “Tanrı kavramının genel anlamda ne olduğunu” açıklayan bir link verdi ve “belki de bunları da blogunuzda bunu da paylaşırsınız, böylesi daha adaletli olur” gibi bir cümleler sarf etti. Ben de, kendisinin bu ricasını geri çevirmeyeceğim.

Öncelikle, Cernomirdin’in yazdıklarını incelemeden önce, “Tanrı kavramının ne olduğunu” konusunda daha önce yazmış olduklarına bakmakta fayda var. Yazdıklarını, bu yazıyla da bağlantısı olan, bir önceki yazımda görmüştük.

Kendisi, şöyle ifadeler kullanıyor “Tanrı kavramı” konusunda:

“Tanrı, tanımı gereği varlığını başkasından almayandır ve hep var olmuş olandır”, “Tanrı Demek Hiç Kimsenin Yaratmadığı ve Varetmediği Demektir”, “Tanrı’ya; varlığını kimseden almadığı için Tanrı denmektedir, böyle olmasa zaten Tanrı olmayacaktır” vb.

Görüldüğü gibi Cernomirdin genel konuşuyor. Herhangi özel bir tanrıya atıfta bulunmuyor. Tanrı kavramının, genel anlamda; “varlığını kimseden almayan, hep var olmuş olan” olduğunu ve üstüne üstlük “bunlar olmazsa kendisine Tanrı denmeyeceğini” belirtiyor.

Benim bu yazımda da üzerinde duracaklarım işte tam da bunlar: Hakikatten Tanrı’ya varlığını kimseden almadığı için mi Tanrı deniyor? Tanrı tanımı; varlığını başkasından almayan mıdır?” “Varlığını birisinden aldığı vakit kendisine Tanrı denmez mi?” vs. gibi soruların doğruluğunu incelemek.

Ama, Cernomirdin’in yazdıklarını alıntılamadan önce, birşeyi daha belirtmem gerekir: Öncelikle ben bir Ateist’im. Yani, herhangi bir tanrıya inanmıyorum. Bu yüzdendir ki, tüm tanrılara eşit bakmak zorundayım. Elbette ki tek tanrılı inançlardaki tanrılarla, çok tanrılı inançlardaki tanrılar farklı tanımlanmaktadır. Ancak, benim için tanrı kavramı; belli bir tanrıda var olan özellikler değildir bu yüzden.-tanrı kavramı filozoftan, filozofa; uzmandan uzmana, kişiden kişiye, inançtan inanca göre değişiyor. Bu yüzden benim de tanrı anlayışım bu şekilde-

Eğer bir özellik(her zaman var olma, her şeye gücü yetme, varlığını kimseden almama vb. gibi özellikler) bir tanrıda var ise, bu benim için hangi tanrı olursa olsun genel bir Tanrı kavramı olmaz. Bu; ancak, bahsi geçen tanrıda var olan bir özellik olur, o tanrıya has bir özellik olur. Eğer ki Cernomirdin belli bir tanrıdan bahsetseydi amenna, o zaman üzerinde bu kadar durmazdım. Fakat “genel” bir kavramdan bahsettiği için, yazdıklarının doğruluğunu sorgulamaya açmış oluyor.

Hadi, Cernomirdin’in yazdıklarını inceleyelim (Bu arada; şahısın yazdıklarını aynen alıntıladım. Noktasına dahi dokunmadım. Bu yüzden, alıntıda yer alan imla hatalarının tamamı yazara aittir.):

Tanrı yoktur diyen kişilerin Tanrı dan ne anladıklarına birazcık bakmakta yarar vardır.Çünkü bu kişilere Tanrı dan ne anladığını söylemelerini istediğiniz de gayet tuhaf bir şekilde Tanrı yı tanımladıkları görülür.Aslında Tanrı yoktur demelerinin sebeplerinden biri de Tanrı yı Tanrı olarak tanımlayamamış olmalarıdır.

Tanrı yı tanımla dediğinizde bir mahlûku tanımlayan kelimelerle Tanrı yı tanımlıyorlar ve daha sonra size Tanrı nın bu yüzden var olmadığını söylüyorlar. Tanımlama şekillerine geçersek;

****************

Tanrıyı kim yarattı (başkasının yarattığı biridir Tanrı)

Tanrıya kim yaratmayı öğretti(Tanrı yaratmayı başkalarından öğrenmesi gerekendir)

Tanrı üniversite okumadan nasıl yüksek bilgiler edinebildi.(Tanrı üniversite okumadan yüksek bilgi edinemeyecek olandır)

Tanrı ne kadar yaşayacak (Tanrı ölümlü olması gerekendir)

Tanrı nın aklını Tanrıya kim verdi (Tanrı aklını başkasından almış olması gerekendir)

Tanrı yı neden laboratuarda inceleyemiyoruz(Tanrı laboratuarda incelenmeye uygun olması gerekendir)

Tanrıyı neden gözümüzle göremiyoruz(Tanrı gözle görülecek özellikte olmalıdır)

*********************

Bu saydıkları vasıflar da olan bir varlık zaten Tanrı olamayacaktır. Hiç bir Tanrılık vasfını ve yeterliliğini tanımadığınız böyle bir varlık nasıl Tanrılık yapabilecek ki? Mesela Tanrı evren oluştuktan sonra başkaları tarafından üretilen biriyse bu durumda EVRENİN YARATICISI olamayacaktır. Yani Tanrılığının belli başlı özelliklerini yerine getiremeyecektir. Tanrı yı Tanrı olarak düşünemedikleri için ya da Tanrı derken TANRI OLMAYANLARLA AYNI ÖZELLİKLERİ OLAN birinden bahsettikleri için bir Tanrı nın olabileceğini bir türlü idrak etmek istemeyeceklerdir. Tanrı yı Tanrı olarak tanımlamadıkları için Tanrı yoktur saplantısını aşmaları bu kadar zor oluyor.

*****

Biraz da dinlerden alıntı yaparsak;

”Tanrı ya dair bilinen ne varsa zaten gözlerinin önündedir=ROMALILAR:1/19-İNCİL”

”Dünyanın yaratılışından beri,Tanrı nın görünmeyen nitelikleri,yani sonsuz gücü ve TANRILIĞI,onun YAPTIKLARINA BAKARAK açıkça görülüyor=ROMALILAR:1/20-İNCİL”

Yani Tanrı ya bakarak yaptığı işleri tahmin etmek yerine yaptığı işlere bakarak Tanrı nın gücünü ve görkemini anlamak lazımdır.Ama yok,yaptığı işleri boş ver,ille de Tanrı nın var olduğunu anlamak için Tanrı nın fiziki varlığını göreceğiz derseniz kendinizi umutsuz vakaya çevirmiş olursunuz.Tanrı nın işleri zaten gözlerimizin önündedir.Bunları bile görmek istemeyen biri Tanrı yı bile görse ikna olmayacaktır.

”Çünkü Tanrı yı Tanrı olarak görmüyorlar=ROMALILAR:1/21-İNCİL”

Tanrı yı Tanrı olarak tanımlamak lazımdır.Var mı yokmu kısmına geçmeden önce Tanrı kelimesini Tanrı olmayan özelliklerde tanımlarsak zaten kendimizi peşinen yanıltmış olacağız….

Burada da sıklıkla başvurduğumuz bir yöntem olan, “ifadeleri tek tek inceleme yöntemi”ni kullanacağız.

Yazının ilk ifadeleri şu şekilde:

Tanrı yoktur diyen kişilerin Tanrı dan ne anladıklarına birazcık bakmakta yarar vardır.Çünkü bu kişilere Tanrı dan ne anladığını söylemelerini istediğiniz de gayet tuhaf bir şekilde Tanrı yı tanımladıkları görülür.Aslında Tanrı yoktur demelerinin sebeplerinden biri de Tanrı yı Tanrı olarak tanımlayamamış olmalarıdır.

Görüldüğü gibi yazar, ateistlerin, “tanrıyı tam olarak tanımlayamadıklarını” ve “tanrıyı kabul etmeme sebeplerinden bir tanesinin de bu olduğunu” söylüyor. Üstüne üstlük ateistler tanrıyı gayet tuhaf bir biçimde tanımlıyorlarmış…

Öncelikle şuna dikkat çekiyorum: Tanrıyı, onlara inananlar mı tuhaf tanımlıyor, yoksa inanmayanlar mı?

Bir Bakalım isterseniz:

Kimisinin tanrısı şu şekilde abartılı duruyor (Hinduların dişi tanrısı(tanrıça) Dasamukhi Mahakali ):

Dasamukhi Mahakali

Kimisi tanrıyı bu şekilde tanımlamış (Latin ve Güney Amerika Tanrısı Quetzalcoatl):

Quetzalcoatl

Kimisinin de tanrısı çizilemiyor, sadece ismi yazılabiliyor:

Arapça Allah Lafzı

Ama aynı Tanrı(İslam’daki Allah), farklı inançlarda(Hristiyanlıkta) farklı şekilde yorumlanıyor, insana benziyor, resmedile de biliyor:

Ventura Salimbeni'nin Baba-Oğul-Kutsal Ruh tablosu

Şu bir gerçek ki; tanrıları asıl tuhaf tanımlayanlar biz Ateistler değil, onlara inananlar. Hepsi ayrı telden çalıyor; kimisi tanrısına kendi geleneksel kıyafetlerini giydirmiş, kimisi kendisine benzetmiş, kimisi abartmış, kimisi hayvanları tanrılaştırmış, kimisi yarı insan-yarı hayvan olarak tanımlamış, kimisi de efsanevi yaratıkları(ejderha v.b. gibi) tanrılaştırmış…

Dolayısıyla da tanrıları tuhaf tanımlayanlar biz ateistler değil, tanrı inancına sahip olanlar.

Öteki ifadelere geçelim:

Tanrı yı tanımla dediğinizde bir mahlûku tanımlayan kelimelerle Tanrı yı tanımlıyorlar ve daha sonra size Tanrı nın bu yüzden var olmadığını söylüyorlar.

Diğer bir husus, Ateistlerin niçin tanrıya inanmadıkları: Başkasını bilmiyorum ama kendi adıma konuşacak olursam; ben, tanrının varlığına dair “yeterli delil” olmadığı için tanrıya inanmıyorum. Sonuçta biz tanrıyı hep insanlardan duyduk. Hiçbir kimse o varlıkları görmedi.

Kanıtı olan birşeye inanmama gibi bir lüksümüz olamaz. Çünkü, kanıtı olan o şey, zaten BİLİNİR veya KABUL EDİLİR. Fakat, kanıtı olmayan birşeye -o şey çürütülmediği takdirde- ya inanılır, ya inanılmaz. Bu da vicdan ile alakalıdır.

Nasıl birçok insan; Koca Ayak, Uçan Halı, Aladdin’in Sihirli Lambası, Van Gölü Canavarı gibi efsanelere –yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle ve dolayısıyla da insan uydurması olduğunu düşündüğü için- inanmıyorsa, ben de aynı şekilde herhangi bir tanrıya inanmıyorum.

Tanımlama şekillerine geçersek;

Tanrıyı kim yarattı (başkasının yarattığı biridir Tanrı)

Dediğim gibi, Cernomirdin sadece belli bir tanrıdan bahsetse amenna. Ama durum bu değil; genel bir tanrı kavramı. Zira şahısın şu tarz kelimeler kullandığını biliyoruz: “Tanrı, tanımı gereği varlığını başkasından almayandır ve hep var olmuş olandır”, “Tanrı Demek Hiç Kimsenin Yaratmadığı ve Varetmediği Demektir”, “Tanrı’ya; varlığını kimseden almadığı için Tanrı denmektedir, böyle olmasa zaten Tanrı olmayacaktır”

Cernomirdin, sadece belli bir tanrıya ait özelliği “genele” uyduruyor. Halbuki, bir tanrıda bu tip özelliklerin bulunması “genel bir kavram” değil, ancak mevzubahis tanrıda var olan özelliklerdir.

Hatta ben, “varlığının kaynağı kendisi olmayan” bir tanrıyı örneklendireyim: Bir önceki postumda da örnek vermiş olduğum, Eski Mısır’ın Gök Tanrısı Horus’un varlığının kaynağı Osiris ile tanrıça Isis’tir.

Horus

Ancak, “bunun nasıl olduğunu” belirtmeden önce bir takım şeyleri belirtmemde fayda var. Horus, kaynaklarca farklı tanımlanır. Örneğin; Grolier İnternational Americana Encyclopedia’ya( kısaca G.İ.A.E) göre Işık Tanrısı; Genç Larousse’a göre “mantık ve beceri” tanrısı; Dictionnaire Larousse’a göre Güneş Tanrısı(ki Zeitgeist’in de iddiasıdır)-, Wikipedia’ya ve birçok önemli kaynağa göre Gök Tanrısı’dır. En mantıklısı da “Güneş’i ve Ay’ı da kapsayan, Gök Tanrısı” olduğudur. Çünkü, O’nun bir gözü Güneş’i, bir gözü de Ay’ı simgelerdi. Zira, Ay’ı simgeleyen gözü(Wedjat) daha çok meşhurdur. Hatta Horus’un bizzat sembolüdür.(Bende Ay Gözü’nünanahtarlığı bile var :) )

Fakat, gerek tüm sağlam ve objektif kaynaklar, gerekse benim elimdeki G.İ.A.E, National Geographic etiketli kaynaklar, Dictionnaire Larousse, Thema Larousse, Genç Larousse, Wikipedia (ve diğerleri) gibi kaynak ve ansiklopediler şu konuda hemfikirdir: Horus, Osiris ile Tanrıça İsis’in çocuğudur.

Osiris üçlüsü=Horus-Osiris-İsis

Genel hikaye şöyledir: “Osiris, Set’e yenilir ve parçalara ayrılır. Daha sonra tanrıça İsis sayısı 14 olan bu parçalardan 13′ünü birleştirir. Eksik olan 14. parça ise Osiris’in balık tarafından yutulmuş olan penisidir. Bunun üzerine tanrıça İsis, Osiris’e altından bir penis yapar ve O’nu şarkı ile diriltir. Daha sonra ise Horus doğar. Tam hikayeye şuradan ulaşabilirsiniz.”

Demek ki; “tanrı demek, varlığını kimseden almayan demek” değildir. Varlığını başkasından alana da “Tanrı” denilebilir.

Tanrıya kim yaratmayı öğretti(Tanrı yaratmayı başkalarından öğrenmesi gerekendir)

Elbette ki böyle olması gerekli DEĞİL bir tanrının. Ancak, yaratılışçıların veya inançlıların bize karşı sürekli sundukları argümanlardan olan –bunlar aynı zamanda Cernomirdin’in sözleridir- “Bilim yapma yetimiz nereden geldi? Bilinçsiz tabiattan mı geldi? “ şeklindeki sorularına karşı, biz de; “Eğer bilim yapma yetimiz bilinçsiz bir tabiattan gelmediyse, tanrınız nasıl bilinçsizce öğrendi? Neden herhangi bir öğreticiye ihtiyaç duymadı?” şeklinde soru sorabiliriz.

Biz Ateistler, “Bilim yapma yetimiz bilinçsiz bir tabiattan gelemez, mutlaka bu bilinci bize veren olmalı!” gibi bir ifadeyi kullanmıyoruz. Bize göre durum zaten “bilinçsiz bir tabiat” üzerine kurulu. Bunun aksini iddia edenler yaratılışçıların ta kendisi.

Eğer öyle ise, siz de inandığınız tanrının bilincinin nereden geldiğini açıklayınız. Eğer açıklayamam diyorsanız da bize karşı; “Bilim yapma yetimiz bilinçsiz bir tabiattan gelemez, mutlaka bu bilinci bize veren olmalı!” şeklinde argümanlar sunmayınız.

Tanrı üniversite okumadan nasıl yüksek bilgiler edinebildi.(Tanrı üniversite okumadan yüksek bilgi edinemeyecek olandır)

Sanırım bu ifade, okuyuculara biraz abartılarak sunulmuş. Böyle bir iddiayı da kim sunuyorsa komik bir iddia sunmuş olur. Öte yandan, bu ifadenin “normal haline” verilecek olan cevaplar bir önceki cevaplandırdığımız ifadelerin cevaplarıyla aynı. Bu yüzden tekrar cevaplandırma gereği duymuyorum.

Tanrı ne kadar yaşayacak (Tanrı ölümlü olması gerekendir)

Ölümlü olmamak da genel bir tanrı kavramına işaret etmez. Dinlerde bol miktarda ölümlü olan ve ölmüş tanrılara rastlanmaktadır.

Hatta “Kavimlere Gönderilmiş Peygamberler ve Kavimlerin Helakları” adlı yazımı okuyanlar görmüştür: O yazımda Maya inancındaki Kahraman İkizler Miti’nden bahsediyordum. Mevzubahis olayda, Kahraman İkizler, kötü tanrıları oyuna getirerek onları öldürüyor ve sonsuza dek alt ediyorlardı.

Zira Horus da özel bir akrep tarafından sokularak öldürülmüştü. Dolayısıyla da “ölümlü olmamak” genel bir tanrı kavramına eşdeğer değil. Eğer bir tanrı öldürülemez ise, bu, bahsi geçen o tanrıda olan bir özelliktir.

Tanrı nın aklını Tanrıya kim verdi (Tanrı aklını başkasından almış olması gerekendir)

Buna verilecek olan cevap da, “Tanrıya kim yaratmayı öğretti?” ifadesine verilmiş olan cevapla benzer olacak. Bu yüzden, bunu da tekrar cevaplandırma gereği duymuyorum.

Tanrı yı neden laboratuarda inceleyemiyoruz(Tanrı laboratuarda incelenmeye uygun olması gerekendir)

Buna diyeceğim tek şey şu: Laboratuarda incelesek hiç de fena olmaz :) :) :)

Tanrıyı neden gözümüzle göremiyoruz(Tanrı gözle görülecek özellikte olmalıdır)

Bence bu soru gayet mantıklı. Evet, “neden tanrıyı gözümüzle göremiyoruz? Niçin bizden saklanıyor?”. He, tabi bu da “genel bir tanrı kavramı”na eşdeğer bir ifade değil.

Ben merak ediyorum, madem bu tanrıları insanlar tarafından görülemiyor, o halde bunlar nasıl resmedilebiliyor? Nasıl bunların heykelleri yapılabiliyor?

Daha önce de bahsettiğim gibi; şu bir gerçek ki; “tanrı” sözünü, biz hep insanlardan duyduk. Neden insanlık bir yapımcıya ihtiyaç duymuş olabilir ki?

Aslında cevaplar biraz fazla olmakla beraber çok basit: Ölümü ve yok olmayı kabul edememek, bir şeylerden yardım isteme ihtiyacı duymak, otorite sağlamak, ellerinde yeterli miktarda olanak bulunmadığından dolayı doğal olayları tam açıklayamamak, ancak ve ancak ilahi çözümlerle tanımlamak vs vs…

Bu saydıkları vasıflar da olan bir varlık zaten Tanrı olamayacaktır.

Belirttiğim gibi; Cernomirdin yanlış biliyor. Sayılan özellikleri barındıran birçok tanrı gördük. Dolayısıyla da bir Tanrı, varlığını başkasından alabilir, ölümlü olabilir, insani özellikler taşıyabilir: Bunlara kuşku yok!

Hiç bir Tanrılık vasfını ve yeterliliğini tanımadığınız böyle bir varlık nasıl Tanrılık yapabilecek ki? Mesela Tanrı evren oluştuktan sonra başkaları tarafından üretilen biriyse bu durumda EVRENİN YARATICISI olamayacaktır. Yani Tanrılığının belli başlı özelliklerini yerine getiremeyecektir. Tanrı yı Tanrı olarak düşünemedikleri için ya da Tanrı derken TANRI OLMAYANLARLA AYNI ÖZELLİKLERİ OLAN birinden bahsettikleri için bir Tanrı nın olabileceğini bir türlü idrak etmek istemeyeceklerdir. Tanrı yı Tanrı olarak tanımlamadıkları için Tanrı yoktur saplantısını aşmaları bu kadar zor oluyor.

Bir tanrı evreni yaratıyorsa, bu genel bir tanrılık görevi değil, mevzubahis tanrıda bulunan bir özelliktir. Bir tanrı, başkaları tarafından var edilemiyorsa bu genel bir tanrı kavramı değil, bahsi geçen tanrıda bulunan özelliktir. Diğer sayılanlar için de aynı şey geçerli.

Peki, Cernomirdin’in saydıkları yanlış ise, genel Tanrı kavramı nedir?

Cevap: Var olduğuna inanılan –ama sadece inanılan-, insanüstü varlıklardan her biri.

Biz Ateistler, “tanrısı var edilemeyen” inançlılara; “Tanrınız nasıl kendi kendine oluşmuş?” sorusunu sorduğumuzda veya yukarıda diğer sayılan özelliklerle alakalı bir soru sorduğumuzda kastettiğimiz şey; “Tanrı’nızın tanrısı çelişkisi” dir.

Yukarıda da belirttiğim gibi; bizler, “Bilim yapma yetimiz bilinçsiz bir tabiattan gelemez, mutlaka bu bilinci bize veren olmalı! Bu kadar şey kendi kendine oluşur mu?” gibi ifadeleri kullanmıyoruz. Bize göre durum zaten “bilinçsiz bir tabiat” üzerine kurulu ve muhtemelen “her şey kendi kendine” oluştu. Buların aksini iddia edenler yaratılışçıların ta kendisi.

Eğer durum hakikatten de böyle ise, o zaman da yaratılışılar inandıkları tanrının “bilincinin nereden geldiğini” ve “o tanrının nasıl kendi kendine oluştuğunu” açıklasın. Eğer ki kendi tanrılarına has olan bu özelliklere “açıklama getiremem” diyorlarsa da bize karşı; “Bilim yapma yetimiz bilinçsiz bir tabiattan gelemez, mutlaka bu bilinci bize veren olmalı! Herşey kendi kendine oluşur mu?” şeklinde argümanlar sunmasınlar. Bir tanrının varlığını açık-seçik delillerle kanıtlasınlar…

Kaldı ki ben hiçbir zaman kesin olarak “tanrı yoktur” demedim, böyle bir iddia sunmadım. Sadece yeterli delil olmadığı için inanmadım. Kimseyi kandırmanın alemi yok. Eğer inanacak olsaydım, “Deizm”i seçerdim ve dinlere mensup olanlara karşı ek bir argümanım olurdu. (En azından bana “Herşey kendi kendine oluşur mu?” şeklindeki argümanlarla yaklaşamazlardı.)

Neyse, Çernomirdin’in yazdıklarını incelemeye devam edelım:

Biraz da dinlerden alıntı yaparsak;

”Tanrı ya dair bilinen ne varsa zaten gözlerinin önündedir=ROMALILAR:1/19-İNCİL”

”Dünyanın yaratılışından beri,Tanrı nın görünmeyen nitelikleri,yani sonsuz gücü ve TANRILIĞI,onun YAPTIKLARINA BAKARAK açıkça görülüyor=ROMALILAR:1/20-İNCİL”

Yani Tanrı ya bakarak yaptığı işleri tahmin etmek yerine yaptığı işlere bakarak Tanrı nın gücünü ve görkemini anlamak lazımdır.Ama yok,yaptığı işleri boş ver,ille de Tanrı nın var olduğunu anlamak için Tanrı nın fiziki varlığını göreceğiz derseniz kendinizi umutsuz vakaya çevirmiş olursunuz.Tanrı nın işleri zaten gözlerimizin önündedir. Bunları bile görmek istemeyen biri Tanrı yı bile görse ikna olmayacaktır.

”Çünkü Tanrı yı Tanrı olarak görmüyorlar=ROMALILAR:1/21-İNCİL”

Heee, yani biz, tanrının eserinin gözler önünde olduğunu nereden öğreniyoruz?: “Tanrı ya dair bilinen ne varsa zaten gözlerinin önündedir” diyen İncil’den!

Nereden öğreniyoruz, doğadaki işlerin Tanrı’nın yaptığını?: İncil’den!

Bizler tanrının gücünü ve kudretini görmek için hangi kaynağa başvuruyoruz?: İncil’e!

İşte buna, daha öncesinde hakkında da yazı yazmış olduğum “Petitio Principii Safsatası” deniyor.

Öte yandan O “işleri ve görkemi gözler önünde olan” tanrıya sorunuz ki, “hiçbir işe yaramayan, son derece gereksiz olan” şeyleri neden yarattı? :

http://en.wikipedia.org/wiki/Argument_from_poor_design

Son alıntıladığımız ifadelerin içinde bulunan diğer ifadeler içinse gerekli açıklamalar yazıda mevcut. Cernomirdin’in son yazıklarına bakacak olursak;

Tanrı yı Tanrı olarak tanımlamak lazımdır.Var mı yokmu kısmına geçmeden önce Tanrı kelimesini Tanrı olmayan özelliklerde tanımlarsak zaten kendimizi peşinen yanıltmış olacağız….

Önce insanlık tanrının nasıl olduğuna, tanrıyı nasıl tanımlayacağına tam olarak karar versin, daha sonra belki bizler inanmayı düşünürüz Ben hiçbir zaman “kesin olarak tanrı yoktur” demedim. Hatta çoğu yazımda bizzat; “Deizm’in tanrısına zaman zaman prim veriyorum” dedim.

Ama kendi adıma konuşacak olursam; ben, kesin ispat sunuluncaya kadar herhangi bir tanrıya inanmayı reddedeceğim.

“Atomlardan ve boş uzaydan başka hiçbir şey mevcut değildir; geri kalan her şey düşüncedir.” – ABDERALI DEMOKRİTOS

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Tartışma kategorisinde yayınlandı | Etiketler Tartışma | 8 Yorum

8 Yanıt

  1. Ocak 7, 2010 8:13 pm bukalemunmelankoli

    Güzel bir yazıydı. Zevkle okudum. Bu aralar sık ve harika yazılar ekliyorsunuz. Teşekkürler.


  2. Ocak 12, 2010 1:21 am MrGuitar

    Gerçekten de emek ve düşünce dolu güzel bir yazı. Bitiş cümlesi üzerinde sizinle tartışmak isterdim, zira agnostiklerle tartışmayı çok severim :)

    “Ama kendi adıma konuşacak olursam; ben, kesin ispat sunuluncaya kadar herhangi bir tanrıya inanmayı reddedeceğim.”

    Bu sözlerden, tanrının varlığına bir kanıt sunulabileceği seçeneğine açık kapı bırakıldığını seziyoruz. Ama bundan emin de değiliz. Bu nedenle siz bunu doğruladıktan sonra devam etmakte yarar görüyorum.

    Sizce genel anlamıyla tanrının varlığına ilişkin kanıt sunulabilir mi ya da onun varlığı kanıtlanabilir mi?


  3. Ocak 12, 2010 1:27 pm Şüpheli Kanı

    @Sevgili MrGuitar: Tekrar hoşgeldiniz ;)

    Aslında burada Tanrı’dan kasıtımız önemli. İçinde bulunduğumuz evren veya doğayı da “Tanrı” olarak kabul edebiliriz. Fakat, bunlar elbette bilinçli varlık değildir. Evren veya doğa enerjisi sayesinde bugün kendisini işletiyor.

    “Sizce genel anlamıyla tanrının varlığına ilişkin kanıt sunulabilir mi ya da onun varlığı kanıtlanabilir mi?” sorunuza kendi kişisel fikrimce cevap vereyim;

    Ben herşeyin bilimsel bir açıklamasının olduğuna inanıyorum. Yani, bu “Tanrı” dediğimiz varlık gerçekte var olsaydı, bize bir şekilde görünürdü.

    Öte yandan; bu evreni önceden düzenlemiş olan varlık var mı bilmiyorum. Bunu hiçbir insan bilmiyor elbette.

    Ama diğer açıdan bakarsak, böyle bir varlık var ise; muhtemelen burayı ya çoktan terk etmiş burayla ilgilenmiyor, ya da bu varlığın sonu çoktan gelmiş. Yani demek istediğim; bu varlık -eğer varsa- herşeye gücü yeten, herşeyi bilen, sonsuza dek var olan -hatta tek olan- bir varlık değil…

    Zaten öyle olsa idi şu link olmazdı :) :D : http://en.wikipedia.org/wiki/Argument_from_poor_design

    Ama dediğim gibi; ben bu tip şeylere pek prim vermiyorum. Bu yüzden Abderali Demokritos‘a sonuna kadar katılıyorum… :) ;)


  4. Ocak 12, 2010 2:52 pm MrGuitar

    Sevgili Kanı,

    “Ben herşeyin bilimsel bir açıklamasının olduğuna inanıyorum. Yani, bu “Tanrı” dediğimiz varlık gerçekte var olsaydı, bize bir şekilde görünürdü.”

    Elbette herşeyin bilimsel bir açıklaması olmalıdır; ya da daha doğur biçimde ifade etmek gerekirse bilim dışında hiçbir açıklama ya da bilme yolu olamaz. Bu nokta son derece önemlidir.

    Gelelim tanrı konusuna:

    Yoktan var eden, sonsuz kudret sahibi bir güç olarak bilinen bir şeyin var olduğunu gösteren bir tek delil yoktur. Ayrıca, bu şeyin belli bir tanımı da yoktur, olamaz da. Yani bu şey tümüyle fiktiftir.

    “Öte yandan; bu evreni önceden düzenlemiş olan varlık var mı bilmiyorum. Bunu hiçbir insan bilmiyor elbette.”

    Tabiatta tabiat dışı ve onun üzerinde hiçbir şey var olamaz. Diğer yandan evren göze çarpan şey düzenden ziyade düzensizliktir. Evrendeki olaylar, bulgulanan fizik kurallarıyla yeterli ve tutarlı bir biçimde açıklanabilmektedir. Söz gelimi, kütle çekiminin aynı şartlarda ve istisnasız evrenin her yerinde geçerli olduğunu biliyoruz; fosil kayıtlarına baktığımızda tüm canlıların ortak bir atadan farklılaşarak evrimleştiğini açık bir biçimde görüyoruz; örneğin, dünyada prokaryot hücrenin ortaya çıktığı dönemde aniden memeli hayvanların türediğine tanık olmuyoruz. Canlıların evrimi kesin bir sırayı izleyerek basitten karmaşığa doğru işliyor ve biz biliyoruz ki evrende her oluş evrim geçiriyor. Benzer biçimde, canlıların yapı taşlarının ve metabolizmasının da aynı olduğunu görüyor ve hayvanlardan çok üstün ve ulvi bir yaratıkmış gibi kabul edilegelen insanın özünde bir primat olduğunu ve hiçbir ayrıcalıklı maddeden oluşmadığını biliyoruz. Kuyruksuz maymunlarla olan genom benzerliğimizin %99 gibi bir rakama karşılık gelmesi bu konuda daha fazla yoruma gerek bırakmıyor bile…

    Bilim öncesi çağlarda insanoğlu dünyayı açıklamak için sayısız kurgu yaratmıştır. Öyle ki, kendi yarattıklarının esiri olmuş ve asırlar boyu karanlıklar içinde debelenmiştir. Kuşkusuz insanların çoğu hala aynı ilkellik içinde zavallıca bir yaşamın kölesi konumundadır. Çünkü, insan neyi nasıl bileceğinin kıstaslarını henüz yeni keşfetmiştir. Bu bağlamda, insan, bilimsel olarak anlamlı bir bilginin sadece gözleme, delillere, sınamaya ve akla dayalı olarak elde edilebileceğinin de henüz farkına varmıştır. Bunun anlamı; yoktan var eden bir güç olduğu önermesinin, daha başından geçersiz ve içi boş bir iddia, bir uydurma olduğudur. Kısacası bu iddia bir hipotez bile değildir, bu nedenle de dikkate alınamaz.

    İnsan, o sonsuz hayal gücünün kölesi olmaktan kurtulup kendi varoluşunun gerçeklerini görmeden gerçek anlamda insan olamayacaktır.

    İnsanın evrimi devam ediyor…


  5. Ocak 12, 2010 3:18 pm MrGuitar

    Bu arada Sevgili Kanı,

    Siz ve değerli SüpheciMelek’e birlikte bir forum kurma önerisi sunmak istiyorum. E-mail adresimi görüyorsunuz. Bana bu adresten ulaşırsanız ya da buradan bir e-mail adresi verirseniz size daha ayrıntılı bilgi veririm.

    Selamlar,


  6. Ocak 12, 2010 5:08 pm Şüpheli Kanı

    @MrGuitar: Söylediğiniz ifadelere sonuna kadar katılıyorum. Sadece, tabiat ötesi ve üstü varlıklara “inanan” kişilere, empati kurarak(onların gözünden bakarak), “söyledikleri şeylerin en mantıklısı nasıl olur?” sorusunu düşünüyorum.

    Aslında düşünmeye gerek bile yok. Çünkü, böyle bir varlıkların olması ihtimali düşük. Zaten bunlara pek prim vermediğim de ortada. İçinde bulunduğumuz evren, bir önceki yorumumda da belirttiğim gibi; kendi enerjisi sayesinde ayakta duruyor; hiçbir varlığın müdahalesi olmadan…

    İçinde bulunduğumuz evrende düzensiz, gereksiz, işe yaramaz o kadar çok şey var ki; bunu şu link gayet güzel açıklıyor(İnanın, bu linki bulduğum her fırsatta göstermeye bayılıyorum :) ) : http://en.wikipedia.org/wiki/Argument_from_poor_design

    e-mail adresim şu: suphelikani@hotmail.com

    İlginiz ve çabalarınız için teşekkürler. Bu arada şunu belirteyim, Şüpheci Melek, belli bir süre olamayacağını, işlerinin yoğun olduğunu söyledi:

    http://suphecimelek.wordpress.com/2010/01/08/bir-sure-yokum/

    Geri dönmesi aylar sürebilirmiş…


  7. Ocak 17, 2010 3:06 am turkof

    izlediniz mi bilmiyorum ama tanrı(ALLAH) konusunda bilgi edinmek istiyorsanız youtube’ de ali tuncay ismini aratın çıkan ilk videonun tüm partlarını izleyin. dinlemesini bilen en aptaldan bile bir şeyler alır. link vermedim çünkü bir sorun oluştu.


  8. Ocak 17, 2010 6:40 pm Şüpheli Kanı

    @turkof: Bu yazıdaki konumuz Allah değil, genel bir “tanrı” kavramıdır.

    Size göre Allah’tır, eski Mısır’a göre Ra’dır.



Yorumlar Kapalı

  • Son Yazılar

    • Siteyi Bir Süre Yoruma Kapattım
    • Sayın Muhammed Said İsimli Yorumcu
    • Okumanızı Tavsiye Ettiğim Yazılar
    • Zeitgeist The Movie Belgeselinin Sağlaması
    • Zeitgeist The Movie’ı İncelerken Yararlandığım Kaynaklar
  • Popüler Yazılar

    • Kavimlere Gönderilmiş Peygamberler ve Kavimlerin Helakları
    • Hz.Aişe'nin Evlilik Yaşı Üzerine
    • Felsefecileri Susturan Adam: Şemsi Tebrizi
    • Eşcinsellik Üzerine
    • Okumanızı Tavsiye Ettiğim Yazılar
    • Richard Dawkins: Biz Ateistler Ya Yanılıyorsak ?
    • Kuran'daki Bilimsel Mucizeler: Denizlerin Birbirine Karışmaması
    • 11 Eylül’ün Şifresi Çözüldü: Q33 NY
    • Kuran'daki Bilimsel Mucizeler: Big-Bang
    • Mehdi Gelecek Ama Amerika Engelliyor
    • About
    • Ateist Aklı: Herşey Kendi Kendine Oluştu
  • Son Yorumlar

    mozceli on About
    Ozel bir konu on About
    Şüpheli Kanı on İnsan Hakları Evrensel Bildirg…
    Son Sultan on About
    Son Sultan on İnsan Hakları Evrensel Bildirg…
  • Yazı Kategorileri

    • 11 Eylül Saldırıları ve Komplo Teorileri (3)
    • BİLİM (10)
    • Doğa (2)
    • Felsefe (2)
    • Hakkında… (1)
    • Kitaplık (1)
    • Komedi (3)
    • Mantıksal Safsatalar (5)
    • Sağlık (1)
    • Sosyal (6)
    • Tarihsel (4)
    • Tartışma (2)
    • Uncategorized (5)
    • İslam ve Kuran (14)
  • Etiketler

    11 Eylül Astronomi Aydınlanmak Belgesel Bin Ladin Dezenformasyon Dogmatik Doğa Ehli Kitap Evrim Eşcinsellik Hayvanlar Kitaplık Kuran'daki Anlaşılabilirlik Kuran'daki Mucizeler Mitoloji Ne Kadar Açık Fikirlisiniz? Okunması Gereken Yazılar Spekülasyon Tartışma Zeitgeist The Movie İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Kuran İslam'da Kadın Hakları İslam Tarihi
  • ATEİZM

    • Agnostik
    • Ateist Cevap
    • Ateist Platform
    • Üzelgi
    • Bilim ve Ateizm
    • Deizm
    • Turan Dursun
    • Uçan Spagetti Canavarı
    • Yaratılışçılara Cevaplar
    • Şüpheci Melek
    • İlhan Arsel
  • Belgesel

    • Garajımdaki Ejder'in Videoları-YouTube
  • Blogroll

    • Işınla Bizi
    • Murat Yıldırımoğlu
    • Şüpheci Melek
  • BİLİM

    • Aklımız ve Beynimiz
    • Önce Evrimi Anlayalım
    • Evrim Çalışkanları
    • Evrim Teorisi
    • Garajımdaki Ejderha
    • National Geographic
    • Şüpheci Melek
  • Hobi Siteleri

    • Spark Fun Electronics
  • Komplo Teorilerine Cevap Veren Süper Bir Site

    • Yalan Savar
  • Youtube

    • Youtube'a Girmek İstiyorsanız Tıklayınız
  • Arşiv

    • Nisan 2010 (1)
    • Mart 2010 (2)
    • Şubat 2010 (3)
    • Ocak 2010 (1)
    • Aralık 2009 (24)
    • Kasım 2009 (5)
    • Ekim 2009 (7)
    • Eylül 2009 (3)
    • Ağustos 2009 (5)

WordPress.com'dan blog alın.

Tema MistyLook, Sadish tarafından yapılmıştır.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com